Bir Gün Tam Olarak Kaç Saat?
Bir İnsanın Zamanla Olan Komik İlişkisi
Zamanın Derinliklerine Yolculuk: Bir Gün Ne Kadar Sürebilir?
Düşündünüz mü hiç? Bir gün tam olarak kaç saat? Bunu düşünmek, sabahları işe gitmek için saati kontrol ettiğinizde birden kafanızı karıştıran, bir anlamda içsel bir huzursuzluk yaratabilen, fazlasıyla derin bir soru aslında. Saatin 7:30’u, 8:00’i, 8:30’u falan… Yani, bu soruyu kendimize sorarak günün ilk yarım saatini harcadıktan sonra, ben hala “Bir gün tam olarak kaç saat?” sorusuyla nasıl başa çıkacağım diye kafamı kırmakla meşgul oluyorum.
İzmir gibi sürekli hareketli bir şehirde yaşıyor olmak, bana zamanın nasıl çılgınca hızlandığını, ya da bazen nasıl da durduğunu öğretmiş gibi. Hani sanki 24 saatin 14 saatini harcadığımızı hissediyoruz ama gün yine de bitmek bilmez!
Bir Gün, Güneşle Yarışıyor
Bir gün tam olarak kaç saat? Belki de bu soruyu hepimiz sabah kalktığımızda bir şekilde içten içe soruyoruz, ama kimse itiraf etmez. Hadi gelin, sabah 8’de güne başlarken düşünelim… Gözlerimi açtım, alarmı kapattım, kahvemi hazırladım (ki bu kısmı ne kadar sürdürdüğümü bile bilmiyorum), laptopu açtım, Instagram’a göz attım… Ne oluyor? Bütün bunlar 30 dakika mı sürdü? Yoksa 3 saat mi? Zamanın geçişini bir şekilde algılayamıyorum, ama o anın içindeyken sanki dünya bir duraklamış gibi.
“Bu kadar zaman nasıl geçti? Neredeyim ben? Uyuyor muyum, uyanık mı?” diye düşündüm. Çünkü İzmir’de zamanın hızı öyle değişken ki, sabah saat 9, öğle 1 gibi hissediliyor. Bu düşünceyle beynim biraz zorlandı, ama işte bir şekilde her sabah yeni bir “zamanla baş etme stratejisi” yaratmaya çalışıyorum. Çünkü bu sorunun cevabını kimse bilmiyor, değil mi?
Şimdi Gerçekten 5 Dakikada Ne Yapabilirim?
Bazen kendimi “5 dakikada ne yapabilirim” diye düşünürken buluyorum. Oysa ki 5 dakika o kadar uzun bir süre ki, bunun farkına varmak bile beni hayrete düşürüyor. Sabah uyandım ve 5 dakikam vardı. Gerçekten 5 dakika! Benim için 5 dakika, uyandığım an, kahvemi içtiğim an, hatta sabah suratımın hâlini kontrol ettiğim an kadar değerli bir süre. Ancak ne oldu? 5 dakikanın sonunda 20 dakika geçmişti ve ben bir şey yapmamıştım.
O kadar zaman kaybediyorum ki, “Bir gün tam olarak kaç saat?” sorusunun cevabını bulmak yerine, 5 dakika bana öyle uzun geliyor ki…
Zaman ve Ben: Bir İlişkiyi Kurtarma Çabası
Hayatımın çoğu, “Zamanla barışma” çabası içinde geçiyor. Bir günün tamamı bir an önce geçsin diye uğraşıyorum, bir de bakıyorum ki, bir gün tam olarak kaç saat? sorusuna anlam vermeye çalışırken, bir hafta geçmiş. Yani o kadar yavaş geçiyor ki zaman, bazen bir dakikayı birkaç kez tekrar ediyormuşum gibi hissediyorum.
Örneğin, bir gün İzmirlilerin en büyük zaman kaybı: trafik. Neredeyse her İzmirli, 1 saatlik mesafeyi 3 saatte almayı başarıyor. Bir sabah, trafikte önümde duran arabayı izlerken, “Bir gün tam olarak kaç saat?” diye düşündüm. Benim için 1 saatlik mesafe, aslında 2,5 saat sürebiliyor. Bu da demek oluyor ki, bir günün 24 saati değil, 48 saati var gibi! Çünkü o kadar çok şey yaşanıyor ki, bir günün içinde kayboluyorum.
İç Sesimle Röportaj
Ben: “Bu kadar iş var. Bir an önce bitse şu gün!”
İç sesim: “Yavaş ol. Zaman akıyor ama çok hızlı geçmiyor.”
Ben: “Ne demek istiyorsun? Zamanın hızını kontrol edebilir miyim?”
İç sesim: “Yok, sadece zamanı bir şekilde kendin için bir fırsat olarak görmeye çalış.”
İşte, zamanla ilgili bu içsel çatışma, her gün beni bekliyor. Bir günün ne kadar sürdüğüne anlam veremediğimde, “Zamanı doğru kullanmak” gibi bir şeyin olamayacağını anlıyorum. Zaten saatlere bakmak, aslında kaybolan zamanları görmekten başka bir şey değil.
Sonuç Olarak: Bir Gün Tam Olarak Kaç Saat?
Bir gün tam olarak kaç saat diye soruyorum ama belki de cevabı bulmak, sadece geçip giden zamanın değerini anlamaktır. 24 saat, evet, bu kadar ama o 24 saat, her anın içinde kaybolan, geçip giden anlar, belki de hiç tam olarak hatırlanamayacak anlarla doludur. Gerçekten bir günün tamamı yaşanmış gibi hissedilemiyor, çünkü her an, bir an önce bitmeye çalışırken başka bir anın içinde kayboluyor.
Belki de bu yüzden “Bir gün tam olarak kaç saat?” sorusunu sormak, aslında biraz da hayatın ne kadar hızla geçtiğini anlamaya çalışmaktır. İzmir’de yaşarken, her anın değerini bilmek gerekiyor. Yoksa, saatler geçerken bir bakıyorsunuz, bir hafta daha geçmiş. O yüzden, belki de sorunun cevabı basit: Bir gün, bazen 24 saat, bazen de bir ömür kadar kısa.