Ella Şu An Ne Kadar?
Hayat, bazen alıştığın ritmden aniden çıkıp seni derin bir sarmalın içine çekebilir. Son zamanlarda buna benzer bir şey oldu. Günlerim Kayseri’nin sokaklarında birbirini kovalarken, kalbimde bir sızı, bir eksiklik vardı. Her şeyin düzgün gittiği, insanlar arasında kaybolup gitmediğim, ama bir eksikliğin olduğu bir zaman dilimindeydim. Bu eksiklik, bir şeyin özlemi, birinin yokluğu… Ella. Ona dair düşünceler her an kafamda dönüp duruyordu.
Bir Gün, Bir Saat… Bir An
Bazen bir an, saatlerin yerine geçer. Bir düşünce, bir soru, bir bakış… İşte o anlardan biri Ella’nın aklıma geldiği gündü. O gün Kayseri’nin sabahı soğuktu, ancak güneş yeni yeni ışımaya başlamıştı. Bir kafede oturmuş, önümdeki kahvemi karıştırırken içimden bir soru geçti: Ella şu an ne kadar?
Beni tanıyanlar bilir, duygularımı genellikle saklamam. Hızla yazmaya başladım, bir yerlerde kaybolmuş gibi. Telefonuma yazdığım kelimeler birbirini takip etti: Ella… Sen şuan nasıl hissediyorsun?
Zamanı yavaşlatmak istedim. O anın içinde kaybolmak, her şeyin dışındaki her şeyin bir araya geldiği o karanlık köşe yerine girmemek. Ama Ella, o sadece bir isim değildi. O bir anıydı, bir histi. O, zaman zaman kalbime dokunan, bazen de bir sızı gibi gelen duyguların bir parçasıydı. O an, yavaşça içime dolan bu his, her zamankinden farklıydı. Farklı çünkü hayatımda ona dair bir eksiklik vardı.
Ella’yı hatırlıyorum; bazen aklımda görüntüsü yok, sadece sesini duyar gibiyim. Birlikte geçirdiğimiz saatleri hatırlıyorum. Gözlerindeki ışıltıyı, gülümseyişindeki sıcaklığı… Ama bir şekilde, o gülümseme şimdi kararmıştı. O an, kendimi sorgulamaya başladım: Ella şu an ne kadar?
Bilinçaltındaki Soru
Her şeyin hızla geçtiği, planların yapıldığı bir hayatta, Ella benim bir zamanlar yaşadığım bir yerdi. O yer, kalbimde her geçen gün biraz daha kaybolan, ama bir şekilde hep orada duran bir yerdi. Bir gün gelecek ve ben o yeri bulup tekrar yaşamak isteyeceğim diyordum. Ama o gün ne zaman gelirdi, bu soru hep beni rahatsız ederdi. Ella şu an ne kadar?
Bazen insanlar kaybolur, bir anda. Aniden kaybolurlar ve geriye bir boşluk bırakırlar. O boşlukta, geride kalan insanın içinde, kaybolanla ilgili sorular kalır. Benim de bu kaybolmuşluğumda yalnızca bir soru vardı: Şu an ne kadar? Zamanla eksikliği daha çok hissettim. Belki de Ella şu an daha uzaklarda, daha farklı bir dünyada yaşamını sürdürüyordu. Ama onun içimdeki boşluğu her geçen gün daha fazla hissediyordum.
Bir yanda Ella’nın kaybolmuşluğu, diğer yanda belirsiz bir umut vardı. Her geçen gün o kaybolan Ella’dan daha fazla kaybolduğum hissine kapıldım. Ama yine de bir yerlerde, bir umut vardı. Hani kaybolmuş, ama bir şekilde bulunmaya çalışan bir şey gibi… Yine de şüpheler vardı. Ella şu an ne kadar?
Bir Duygusal Fırtına
Sahip olduğum bu duygusal fırtına Kayseri’nin merkezindeki kalabalık arasında kaybolmamı engelliyordu. Hava iyice soğumuş, kafedeki kalabalık da artmıştı. Dışarıda kış rüzgârı, içimde fırtınalar yaratıyordu. Bir an gözlerimi kapatıp, o anı hatırladım. Ella’yı. Onu ilk gördüğüm anı. İkimizin de içindeki o karışık duyguları hissedebiliyordum. Bir korku, bir heyecan, bir sevda… İşte tam da o an, zamanın ne kadar geçeceğini bilmiyorsunuz. Bazen saatler, bazen yıllar sürer. İşte o an, zaman duruyor gibiydi.
Yavaşça gözlerimi açtım. O düşüncelerle aklımda, kendi duygularımın dalgasına kapıldım. Hani bazen aklınızda bir soru olur ve o soru, cevaplanana kadar sizi boğar mı? Benim için, Ella şu an ne kadar? sorusu böyle bir soruydu. İçimdeki boşluğu artıran bir soru. Ama bir yanda da kaybolan birisinin eksikliği, bir zamanların yansıması vardı.
Bir Umut, Bir Hayal Kırıklığı
O sabah, kafedeki kalabalık, Kayseri’nin taze havası ve bir yanda Ella’ya dair hayal kırıklığı bir araya gelmişti. Hala soruyordum: Ella şu an ne kadar?
Bazen insanlar hayatınızdan kaybolduğunda, kalbinizde boşluklar bırakır. O boşluklar, gitgide daha büyük olur. Ama bu boşluklar aynı zamanda bir umut taşır. İşte o umut, insanı ayakta tutar. Sadece Ella şu an ne kadar? sorusunun verdiği duygusal yükle değil, o kaybolan şeyin her zaman bir gün tekrar var olma umuduyla yaşamaya devam edersiniz.
Hayat, bir anın içinde kaybolduğunuzda, o anı tekrar bulma umuduyla devam eder. Bazen birinin yokluğu, her şeyin bir anlam kazanmasına sebep olur. İçimde, Ella’nın eksikliğiyle büyüyen bu soruyu, bir yanda kalbimdeki umutla birleştirmeye çalıştım. O an, belki de bana şunu hatırlatıyordu: Kaybolan her şey, bir gün tekrar gelir. Hangi zamanda olduğunu bilemesek de…
Ella şu an ne kadar?
Evet, belki de bu soru hayatımın bir parçası haline gelmişti. Ama ne olursa olsun, içimde her zaman bir umut vardı. O kaybolan bir anı, bir gülümseme, bir dokunuş… Kim bilir, belki bir gün Ella, bir şekilde geri dönecek. Ve ben, o soruyu sormaya devam edeceğim. Çünkü Ella şu an ne kadar? sorusu, kaybolmuş olmanın verdiği, ama bir gün bulacağım gücün sembolüdür.